AB Komisyonu bugün yayımladığı 2020 Yılı Bahar Ekonomik Görünüm Raporu’nda; COVID-19 etkisiyle Türkiye ekonomisinin 2020 yılının genelinde %5,4 küçüleceğini öngördü.

AB Komisyonu, 2018 yılındaki krizin etkilerini daha tam olarak atlatamadan; COVID-19 salgınının yol açtığı global kriz ile karşı karşıya kalan Türk ekonomisinin 2020 yılında %5,4 daralacağını tahmin etti.

AB Komisyonu, birlik üyesi ve aday ülkeler için bahar dönemi makroekonomik tahmin ve değerlendirmelere yer verilen; 2020 Yılı Bahar Ekonomik Görünüm Raporu‘nu yayınladı. Türkiye’nin global tedarik, değer zincirlerine yüksek entegrasyon ve turizm, taşımacılık gelirlerine bağılmılılığı nedeniyle COVID-19 krizinin etkilerine, serpintilerine maruz kaldığını ifade etti.

AB Komisyonu, dış finansman kırılganlıkları ve kriz öncesinde uygulanmakta olan genişlemeci politkaların Türkiye’nin COVID-19 krizinin etkilerini hafifletmek için politika alanını sınırladığını savundu. Bilanço ve dış finansman kırılganlıklarının majör bir risk kaynağı olmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Komisyon raporunda, yurt içi talepte ve uluslararası ticarette bu yıl yaşanan keskin düşüşün ardından, uzun süreli, ısrarcı belirsizlik ve zayıf istihdam piyasasının Türkiye’nin 2021’de toparlanma gücünü zayıflatmasını beklediklerini ifade ederek 2021 yılı için Türk ekonomisine yönelik GSYH büyüme tanminini %4,4 olarak ortaya koydu.

Komisyon’un Türkiye için 2020 ve 2021 işsiizlik oranı tahminleri %16,9 olurken, enflasyon beklentileri ise %11,4 ve 11,7 olarak ifade edildi.

Ülkelerin yapması gereken eylemlere gelindiğinde IMF;

  • çeşitli sokağa çıkma yasaklarıyla Covid-19’un yayılmasını önlemek olmak üzere, 
  • sağlık sistemlerini desteklemek
  • yaygın testler yapmak ve 
  • tıbbi malzeme üzerindeki ticari kısıtlamalardan kaçınmaya devam etmek olduğunu söylemektedir.
    Bu dönemde ekonomi durma boyutundayken, politika yapıcıların insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini sağlamaları gerekecektir. Ayrıca iş yerlerinin pandeminin akut aşamasıyla baş edebilmesini sağlamaları gerekecektir. Politika yapıcılar kriz sonrası toparlanma döneminde talebi güçlendirecek, şirketlerin istihdam sağlamalarını arttıracak, onları teşvik edecek, özel sektör ve kamu sektörünün bilançolarını toparlayacak politikalara yönelmelidir.